• Bize Ulaşmak için:

    DÜŞEVİ ÇOCUKLARIN KİTAPÇISI
    Göktürk, İstanbul cd. Kartal sk.
    Başaran Plaza giriş kat, Kemerburgaz
    Tel: 0212 322 92 12
    dusevikitapevi@gmail.com

  • Yazılarımızdan haberdar olmak için tıklayın!

    Join 772 other followers

  • DÜŞEVİ’NDE CUMARTESİ ATÖLYELERİ

    GERİ DÖNÜŞÜM ATÖLYESİ (6-12 yaş)
    12:30- 13:30
    "Geri dönüşüm, doğaya olan borcumuzdur" dedik ve atık malzemeleri kullanarak çeşitli aksesuarlar, yenilikler yaratmaya başladık. Gelin, siz de bu zevke ortak olun.

    DENEY ATÖLYESİ (5-10 yaş)
    14:00- 15:00
    Birbirinden keyifli fizik ve kimya deneyleri yapıp, eğlenirken öğrenmek isteyenleri bekliyoruz...

    Atölyelerimiz 1 saattir ve kişi başı ücret: 40TL+KDV'dir. Yerimiz sınırlı olduğundan lütfen arayıp rezervasyon yaptırmayı unutmayın!

    Rez için tel: 0212 322 92 12

  • Düşevi’nde “Miniminilere Sanat” ve İngilizce Sanat Atölyesi (3-8 yaş)

    Miniminilere Sanat Atölyesi:
    Her Salı 10:30- 11:30 arası
    2-3 yaş grubu için çeşitli sanat aktiviteleri yaptığımız atölyemiz, oldukça renkli geçiyor...

    İngilizce Sanat Atölyesi: Hem çeşitli sanat aktiviteleri yapalım, hem de bunları yaparken İngilizce konuşalım derseniz, buyrun bu atölyeye:

    3-5 yaş arası : Her Cuma 16:30- 17:30

    6-8 yaş arası: Her Cuma 17:30- 18:30

    Atölyelerimiz 1 saattir ve kişi başı ücret: 40TL+KDV'dir. Yerimiz sınırlı olduğundan lütfen arayıp rezervasyon yaptırmayı unutmayın!

    Rez için tel: 0212 322 92 12

  • DÜŞEVİ’ne gelemiyor musunuz? Olsun artık KİPİTAP’tan da ürünlerimizin siparişini verebilirsiniz :)

    Artık DÜŞEVİ'mizde yeni bir misafirimiz var; KİPİ.
    Bilenler bilir, kendisi KİPİTAP'ın sevimli maskotudur ve biz dahil tüm çocuk kitabı severler tarafından da pek sevilir. İşte KİPİ artık DÜŞEVİ'mizin daimi misafiri. Bundan sonra DÜŞEVİ'ne gelemediğinizde, KİPİTAP'tan da sipariş verebilirsiniz. DÜŞEVİ'nin sıcaklığını, ürün çeşitliliğini KİPİTAP'ta da bulacağınızdan eminiz :)
    www.kipitap.com bir tık yakınınızda ;)

  • Tweet

  • RSS Bir dolap kitap

  • Bu sayfada yer alanlar

  • RSS Kitaplarınızı en güzel değerlendirme şekli

    • An error has occurred; the feed is probably down. Try again later.

Koca bir DÜŞ’ün gerçekleşmesi :)

2007 yılının Nisan ayıydı ilk kalbime, aklıma bu “düş” düşeli. İş için New York’a gitmiş, bir dostun sıcacık evinde kalmıştım. Dostumla buluşma saatine kadar, New York sokaklarında dolaşırken, tesadüfen (artık tesadüflerin varlığına inanmaz ve herşeyin bir sebebi olduğunu savunurken bile, hala dilimden atamamışım bu kelimeyi) bir ara sokakta ki küçücük bir çocuk kitapçısına düştü yolum. Sanırım yön duygumun olmamasının, sürekli ve her yerde kaybolabilmemin en büyük faydası bu oldu! İçerisi çocuklar ve annelerle doluydu. Minicik eller kitapları karıştırıyor, annelerine yeni kitaplar seçiyor, anneler de bir yandan meraklı sorulara cevaben kitapları anlatıyor, bir yandan da minicik dükkanın daha da minicik kafesinde birşeyler atıştırıyorlardı. Herkes çok mutlu ve daha da güzeli, çok oraya ait duruyordu. Bu aidiyette oturmuşluk, kabullenişlik, böyle bir yere minnet de vardı sanki. İşte ilk o zaman “keşke böyle bir yerim olsa” dedim kendi kendime. 6 sene önce kızımın doğumuyla beraber hayatıma giren çocuk ve çocuk gelişim kitapları sayesinde İstanbul’un bilumum kitapçısının çocuk kitapları reyonunun gediklisiydim. Saatlerimi kızıma uygun kitap arayarak, karman çorman sıralanmış kitapları karıştırarak, hatta bir süre sonra “bari benden sonra gelenlerin işine yarasın” diye düzenleyerek geçiriyordum. Bu minik kitapçıysa, tam gönlüme göre bir yerdi. Raflar yaş gruplarına göre ayrılmıştı, çocukların raflara ulaşması, kitaplara bakması, kendi kitaplarını seçmesi mümkündü. Üstelik bizdeki yaygın anlayışın tersine, kitaplar cam raflarda veya sadece tozu alındığında hatırlanan kitaplıklarda değil, her dakika bir minik el tarafından keyifle karıştırılan, hayata dahil edilen, okunan, ulaşılabilen yerde duruyordu. Yardımcı olmak için içerde olan bayan, ne kendinizi gölgeniz tarafından takip ediliyormuş gibi hissetmenizi sağlayacak şekilde dibinizde dolanıyor, ne de bazı büyük kitapevlerindeki gibi unutulduğunuzu düşündürüyordu. Çıkarken kendilerini tebrik etmek istedim, ama içerisi arı kovanı gibiydi, benimse beklemeye vaktim yoktu. Kartlarını aldım ve sonra aslında o gün içimde bu “düş”ün filizlendiğini bilmeden dükkandan çıktım.
Aradan 3 yıl geçti. Zorlukları, keyifleri, sıkıntıları eksik olmayan 3 koca yıl. Artık ayrıldığım tekstil sektöründen çok kopmuş, ufak ufak çocuk kitaplarına yönelmiştim. Kızıma uydurduğum öykülerden oluşacak kitaplarımı basmayı hayal ediyor, bir yandan da kendime yeni bir yolu nasıl ve ne yöne doğru oluşturacağımı düşünüyordum. Kafamda yavaş yavaş “düş”ümün bir de evi olması gerektiği belirmeye başladı. Neden burada, İstanbul’da da çocuklar için bir kitapevi olmasındı ki? Araştırdığımda benden önce bu fikri düşünenler olduğunu, çok güzel düşünülmüş, tasarlanmış çocuk kitapçıları açıldığını öğrendim. Önce “ben geç kaldım” diye düşünsem de, sonradan bu tip yerlerin çoğalması gerektiğini düşünüp, kolları sıvadım. Önce yer saptayıp, ardından maliyetleri çıkartmaya başladım. İşin kötüsü, maddi olarak oldukça sıkıntılı bir dönemdeydik, bu işin altından tek başına kalkmam mümkün görünmüyordu. Kredi almak için gittiğim bankalar da haklı olarak sermayesi olmayan ve daha önce bilmediği bir sektörde işyeri açmak isteyen birisine kredi vermek istemiyorlardı.
Derken bir masal kahramanı imdadıma yetişti! O dönem çok yakın bir dostum (namı diğer Rapunzel) kendi işindeki sıkıntılarla uğraşıyordu. İkimizin başbaşa verdiği birgün beraber bu işi yapabileceğimizi düşündük ve işte o gün, içimdeki 3 yıl öncesine ait “düş” tohumuna su ve besin vermeye başladık. Sonra ki süreç o kadar hızlı gelişti ki, hala her sabah bu güzelim ahşap beyaz kapıdan Düşevi’ne girerken burasının bir mucize ürünü olduğunu düşünüyorum. Biz iki kız arkadaş, karındaş olamasak da kardeş, birimizin hayalini ikimizin olarak benimseyip ortaya burasını çıkarttık. Fikirler geçen 3 sene içerisinde farkında olmadan o kadar gelişmiş, somutlaşmış ki burayı yapma aşamasında sanki yeni birşey inşa etmiyoruz da, zaten varolup toprak altında kalmış bir batık şehrin topraklarını temizleyip yüzeye çıkartıyoruz gibi hissettim. Bu his de her geçen gün içimdeki o tohumun bana söylediklerini doğru kıldı: “doğru yoldasınız, devam!”
Burası açılalı daha 2 hafta oldu, yani daha çok bebek. Her bebek gibi Düşevi de büyüyecek, serpilecek ve büyüdükçe de bizimle beraber başka çocukların ve çocuk kalanların da düşlerinin evi olacak. Bu yolculukta bize eşlik etmek isteyen, destek veren herkese minnattarız.
Sevgiyle ve çocuk kalmanız temennisiyle,
DÜŞEVİ dostları
Advertisements
Leave a comment

1 Comment

  1. esra

     /  November 21, 2011

    merhaba
    sadece bazen hayal etmek yetiyor…
    sizin düşlerinizdeki gibi bir yere izmir sahip değil.bunun için tecrübeli birine danışmak istiyorum.maliyeti nasıldır bu işin desem?

    Reply

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: